25 Ocak 2015 Pazar

Boş zamanlarda yapılan ilk şey nedir? Kitap okumak! İşte size birkaç kitap tavsiyesi...
1. Aynı Yıldızın Altında- John Green 
Hayatın Anlamını Bulmanın, Âşık Olmanın ve Alınan Her Nefesin Farkına Varmanın Öyküsü

On altı yaşındaki kanser hastası Hazel Grace'in birkaç yıl daha yaşamasını garanti eden tıp mucizesine rağmen hastalığı ölümcüldür ve konulan teşhisle birlikte yıldızlar, öyküsünün son bölümünü çoktan kaleme almıştır.

Fakat Augustus Waters isimli yakışıklı bir sürpriz karakter, Kanserli Çocuklar İçin Destek Grubunda boy gösterince Hazelın hayatı bambaşka bir yöne sapar ve bu zeki çocuğun çekimine karşı koyamayan kızın öyküsü yeniden yazılır...
2-Çaylak- Robert Muchamore
"Casus olmak her erkek çocuğunun hayalidir. Tek bir çocuk bile bu kitabın büyüsünden kurtulamayacak.-The Bookseller-"Çarpıcı, heyecanlı, büyüleyici... Dahası, bunların hepsinin gerçek olmasını dileyeceksiniz."-Sunday Express-"Son derece sürükleyici. Elinizden bırakamayacaksınız. Bitmesini hiç istemeyeceksiniz."-Library Thing-Cherub ajanlarının yaşları on ile on yedi arasında değişir. Gerçek dünyada yaşar, yetişkinlerin radarlarının altına sızıp, suçlularla teröristleri hapse postalayacak bilgileri toplarlar.İkinci Dünya Savaşı sırasında, Fransız siviller, ülkelerindeki Alman işgal güçlerine karşı mücadele etmek için bir direniş hareketi başlattılar. Bu hareketteki en faydalı kişiler, büyük ölçüde çocuklar ve gençlerden oluşuyordu. Bazıları keşif ya da habercilik yapmaktaydı. Bazılarıysa, Alman askerleriyle arkadaş oluyor ve onlardan bilgi sızdırıyorlardı. Charles Henderson adındaki Britanyalı bir ajan, üç yıl kadar bu çocukların arasında görev yaptı. Britanya'ya döndükten sonra da Fransa'da öğrendiklerini, gizli görevlerde çalışacak yirmi çocuğun eğitiminde kullandı. Bu birimin kod adı Cherub'du. Henderson 1946'da öldü, fakat yarattığı örgüt büyüdü, gelişti. Cherub'un şu anda hepsi on yedi yaş ve altında olan iki yüz elliden fazla çocuk ajanı var ve kurulduğu günden beri varoluş nedeni değişmedi: Yetişkinler, çocukların onları gözetlediğinden asla şüphelenmez. 
3-Kayıp Gül- Serdar Özkan 
Düşlerimizin peşinden gitmeliyiz diyen genç bir romanla karşı karşıyayız. Yaşadığı çevrede büyük beğeni toplayan Diana’nın hayatına tanık oluyoruz bu romanda. Genç kızın hayatı annesinin ölümüyle aniden değişiyor. Annesinin vasiyeti üzerine hiç tanımadığı ikizini aramaya başlıyor. Bu da yabancısı olduğu bir dünyaya adım atmasını sağlıyor. Güllerin ya da düşlerin dünyasına…
Gerçek dünyayla masalsı dünya arasında bir yolculuk olarak yorumlanabilecek bu ilk romanı, başkalarının hayatımız üzerindeki etkisini ve iç dünyamızı yalın bir dille sorguluyor. Genç yazarı Serdar Özkan da, Amerika’da başlayıp Türkiye’de bitirdiği hikâyesinde düşlerle gerçek kadar, delilikle bilgeliğin, karanlıkla aydınlığın karşılığını ya da yakınlığını sergilemeyi amaçlıyor.
4. Küçük Prens 
Yazar, ‘Küçük Prens’e uçağıyla mecburi iniş yapmış olduğu bir çölde rastladığını anlatarak başlar. Onun kendisinden hemen bir koyun resmi çizmesini istediğini ekler. Ama Küçük Prens Saint-Exupery’nin karaladığı eskizlerden hiçbirini beğenmez. Motorunu tamir etmek telaşında olan Fransız pilot nihayet bir sandık resmeder ve hayvanın bunun içinde olduğunu söyler. Bedeni görünmeyen sanal koyun tam Küçük Prens’in arzuladığı gibidir.Daha sonra Küçük Prens’in kendi gezegeninin, gezdiği diğer gezegenlerin ve gülünün hikâyesini okuruz.
Sonunda dünyadan biraz bezgin düşen Küçük Prens tekrar gezegenine dönmeye karar verdiğinde çölde tanıştığı zehirli yılana kendini sokturur. Bilinenin aksine Küçük Prens çocuk kitabı değildir. 
5. Gizli Bahçe- Frances Hodgson Burnett
Mary Lennox , sıska, sarı yüzlü, hep somurtan, çirkin ve mutsuz bir kızdır. Çünkü Mary doğduğundan beri anne, baba sevgisi görmemiştir. Babası Hindistan’da İngiliz ordusunda önemli görevi olan bir subay, annesi ise eğlence düşkünü ve çok güzel bir kadındır. Babasının Hindistan’da görev yapması nedeniyle Hindistan’da yaşamaktadırlar.

Mary dokuz yaşına girdiğinde yaşadıkları köyde baş gösteren bir kolera salgınında annesini kaybetmiştir. Babası ise bir ayaklanmada bir hintli tarafından tuzağa düşürülerek öldürülür. Ailesini kaybettikten sonra Hindistan’dan İngiltere’ye eniştesinin yanına yerleşen Mary; yine huysuz, şımarık ve terbiyessizdir. Fakat Martha adında genç bir hizmetçi ve Dickon adındaki bir hayvan eğiticisi sayesinde hayata bağlanmayı, doğayı sevmayi, hayvanlara ilgi duymayı insanlarla yakınlaşabilmeyi hatta yardım etmeyi öğrenir. Çok geçmeden içindeki “Gizli Bahçeyi” keşfeder. Artık hayat dolu bir insan haline gelen Mary bu gizli bahçe ile ilgilenmeye başlar ve hep onu arar olur. Çevresindeki bazı insanlar gizli bahçenin gerçekte varolduğunu ve babası tarafından kapısının kilitlendikten sonra anahtarının toprağa gömüldüğünü, bunu ancak kendisinin bulabileceğini söylemeleri Mary’i iyice doğanın içine sokabilmek içindir. Dickon’ın Mary’e yapmış olduğu en büyük iyilik ona doğanın sırlarını öğretmek olur. Dickon Ona hayvanlarla, özellikle kuşlarla konuşmasını öğretir. Sonra kendisine çok yakın ve sadık olan hayvan dostlarıda doğrunun kendi içindeki gizli bahçenin olduğunu söylerler.Mary artık yepyeni bir kişilik sahiptir. Doğanın dilinide tamamen öğrenen Mary artık bencillikten ve şımarıklıktan tamamen sıyrılmış sorunların çözümlerini doğadan bulan bir karakterdir. Dickon’nun öğrettikleri ile hasta hala oğlusu Colin’i bile iyileştirir.

Mary; her nekadar Dickon sayesinde, yaşamı, doğayı, manevi duyguları, aile kavramını ve herşeyden önemlisi kendi benliğini öğrenmişse de, esas olan her insanın kendi içinde varolan bir gizli bahçesinin olduğunu bilmesi ve bunu hayata geçirebilmek için uğraş vermesidir.

Bahçeniz olduğu sürece, geleceğiniz var demektir, geleceğiniz varsa yaşıyorsunuzdur.
Alıntıdır.
-MorbidAngel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder